29/9/2006 - Eşkiya

EŞKİYA......
Kaçagım eşkiya aşklar yaşarım durmadan Kaşla göz dagla uçurum arası... Konar göçerim Sürgünlügümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar... Sıgsın isterler defnelerim küçücük saksılarına Yetmez dag başlarının teslimiyeti istenir Ya katli Ya ihanetim..... Bilmezler bir başka bir yol oldugunu Yani ben eşkiya Her yanı pusu Gözlerimde ki dumanlı daglara sevdam Zülfümde gölgeye sıgınmam bundandır... O zaman keyif çatarım silah diye sevdagının doruguna Buzullar erir nehirler yatak degiştirir Sevdalarımı ışıklarında yıkarlar Sonrada yürekleri seslerinde gürül gürül akarlar Çıplak suretleri dag başlarını resmeder O den iklim degişir güzün olur Yüregimden gayrısına sır vermedigim dogrudur Kaçaklık bu hadi gel şahrudum Daglara gölge verelim..... Gögüsüm tahtasının altı ol Yoksa vuracak beni hasretin bir tenhada Yakışırmı bi kaçaga eceliyle ölmek......
Kaçağım...
Yasası olmadı Yürüdüğüm yolların Yolların hepsi eşkıya adını verdi bana Bana ait olmadı bu zaman Yanlış çağın insanlarıyız ya Sana yürüyecektim hayallerimde Hayallerinde yasası varmış Kime göre bu yasalar Kime göre bu işlenen sesiz cinayetler Kimler sağır olmadı ki Duymamak için eşkıyaların çığlıklarını Bende sağar oldum İşlenen sesiz cinayetlere Duymuyorum görmüyorum Ölüyor muyum? Yoksa yaşamak için mı sessizliğim Kaçaklığıma ağlayacaktım Ama unuturmuşlar ağlamayı Ağlamayı da bilmiyorum artık Bir eşkıya ancak göz yaşlarını içine akıta bilirmiş? Eşkıyalık işte ne yer ne yurt sahibi Eşkıya ancak bir dağ köyünde öle bilirmiş? Yoktur ki onun mekanı Ölmek için mekan aramıyorum Ben bir eşkıya’yım
|